Zonguldak Lavuar Koruma Alanı ve Çevresi Koruma, Planlama, Kentsel Tasarım ve Peyzaj Düzenleme Proje Yarışması
2010 | ödülsüz

 


Kentlerimiz 50 li yıllardan sonra yaşadıkları göç dalgası ile ilk bozulmaları yaşamaya başladılar. Fakat bu bozulmalar,ilk başta kent çeperlerini rahatsız ederken zaman içerisinde kentlerin büyümesiyle kent merkezlerine yaklaşamaya başladılar.

 

Planlamanın kent büyüdükçe bütüncül çözüm üretemeyişi yada kentsel sorunlara hızla cevap veremeyeşi ve bu sebeple 80 li yıllardan sonra üretilen parçacı çözüm arama çabaları giderek tüm kentlerimizin kimliklerini Zonguldak’ da olduğu gibi yok etti.

Büyük ölçekte çözüm giderek zorlaşmaya ve maliyetli olmaya başladı

 

Kente dikkatli baktığımızda gündelik yaşantı çok fazla mekânsal kalitenin farkında olmadığını görmek mümkün.

Oysa pek çok dünya kenti mekânsal kaliteleri tekrar tekrar üretiyor, koruyor ,ortaya çıkarıyor ve bu sebeple marka niteliği kazanan dünya kentlerine dönüşüyorlar.


Ülkemizdeki pekçok kent ise doğal olarak sahip olduğu pekçok değeri, özellikle 80 li yıllardan sonra ki yağma düzeni ve bilimden yoksunluk nedeni ile kaybetmekle karşı karşıyadır. İstanbul yolunu viyadüklerle şehrin üzerinden geçirmek buna en iyi örnektir.


yarışma alanı ve genelde zonguldak kent merkezinin temel sorunlarından birinin denizle olan ilişkisindeki kopuluk olduğudunu belirtebiliriz.

özellikle yarışma alanı, önündeki liman tesislerinin engeli ve merkezdeki taşıt yoğunluğu sebebiyle denizle olan ilişkisi koparılmış durumdadır.


Yarışma alanı, kentin merkezi, odak alan, terminüs, kültürel ve sosyal alan olma özelliği taşımasına rağmen konumu nedeni ile bu işlevleri yerine getirememektedir. Buna ilaveten trafik için yapılan üst geçit işlevini tam yerine getirememekte fiziki anlamda kentin deniz ile olan ilişkisini de zorlamaktadır.Yayaların kullandığı tek mekân hükümet konağı ile mendirek arasındaki limana sıkışmış alandır .çoğu zaman iskeledeki ya da limandaki gemiler alanın denizi hissetmesine engel olmaktadır.

 

Bir başka farkında olunmayan sorun ise topoğrafik yapının oldukşa hoş mekanlar sunduğu Çaydamar ve Üzülmez Deresi olarak bilinen iki kanalın etrafındaki mekanların kente eklemlenemeyişidir.Oysa bu alanlar oldukça önemli potansiller taşımaktadırlar.


Yine tüm dünya kentlerinde olduğu gibi Zonguldak’ da da kent merkezlerinin kentte yaşamı sağlayan yayalar yerine taşıtlara terkedilmiş olması bir başka sorun olarak ortaya çıkmaktadır.Oysa kent merkezleri o kentin yayalarının kullanacağı alanlardır ve dünyada pek çok kent süratle merkezlerini yayalaştırmakta ve yaşanılabilir mekânlara dönüştürmektedir.

 

 


Yayanın trafiğin otoyolun limanın denizin topoğrafyanın ve tescilli yapıların içiçe olduğu ve hepsinin oldukça dar bir alana sıkıştığı zonguldak da bu karmaşayı yaşamaktadır.

 

Bütün bu bahsedilen olumsuzluklar sonucunda mekansal ve işlevsel anlamda 3 temel sorundan bahsedilebilmektedir.


1. Yarışma alanının denizle olan ilişkisi limandan dolayı kısıtlıdır.


2.Yayaların kullanacağı alanlar çok kısıtlıdır. taşıt trafiği kent yaşantısına egemendir.


3.Çaydamar Deresi ve Üzülmez Deresi’nin çevresi kent mekânına katılmamaktadır.


Önerilen projede de temel tasarım kararları bu üç sorun üzerine kurgulanarak temellenmiştir. bunlar;


1.Merkezin kesintisiz bir şekilde yayalara terkedilmesi


2.Odak alanın kesintisiz denizle görsel ilişki kurması


3.Çaydamar Deresi ve Üzülmez Deresinin etrafında oluşturulan rekreatif mekânların kent merkezine eklemlenmesi.



Pekçok işlevin üst üste yığıldığı yarışma alanı aslında kentin tam odak noktasıdır.Ancak liman arkasında olması,İstanbul Ankara yolunun tam ortasından geçmesi,liman işlevleri ile toplu taşım araçları alanın bir kent merkezi olarak kullanılmasına izin vermemektedir. Bu işlevler ise kent için vazgeçilmez işlevlerdir. Aynı zamanda bu alan Terakki, Bahçelievler ve İncivez gibi batı yakasındaki yerleşim yerlerinin şu an merkez olarak kullanılan hükümet konağı ve çevresi ile ilişkisini kesintiye uğratmaktadır.

 

Bütün bu çevresel ve bulunduğu bağlamadan kaynaklanan sorunlara ,yayaların temel alındığı tek bir sistem ile çözüm bulma yoluna gidilmiştir. Projenin ana teması yaya platformunun tasarlanmasıdır.


Sürekli ancak yalın bir yaya platformu ile kent merkezi mevcut durumundan farklılaşıp,kenti yaşayan ve yaşatan yayalara bırakılmıştır.Ancak bu sistem gerçekleştirilirken halihazırda bulunan taşıt trafiğine aşırı bir müdahalede bulunulmamıştır.


Yalnızca kaotik bir taşıt sirkülasyonun varolduğu üst geçit taşıt trafiği için yapılan düzenlemelerde kaldırılımıştır.


 



Önerilen yaya sistemi ile var olan kentsel taşıt sirkülasyona çok fazla müdahale edilmezken kentlinin alışagelmiş olduğu kentsel davranışlara saygılı bir tutum sergilenmiştir.

Ancak bu saygılı tavrın yanında asıl amaç ,temel tasarım kararını oluşturan ,yayayı kentle buluşturma ve kenti farklı deneyimleme fırsatını yaratıp kentiliye yeni alışkanlıklar sunmaktır.


Böylece kent yaya ile yaşanılır kılınmıştır.deniz ile birebir teması olmasına rağmen denizden bir o kadar kopuk yaşayan bu kentin deniz ile ilişkisi direk olarak sağlanmaktadır.Yoğun düzensiz trafik dokusu ve şehrin en önemli karakteristik özelliği olan kömür rezervi ve lojistiği nedeniyle deniz ile ilişkisi kopan kentin hem şehir merkezine hemde deniz kıyısına akışı sağlanmıştır.


Böylelikle deniz ile kesintisiz bir görsel ilişki, aynı zamandan yaya platformunun özelleşmiş bazı bölümleriyle fiziksel bir ilişkide yaratılmıştır.


Bahsedilen yaya platformu şehrin iç kesimlerinden kopuk olan kıyı kesimi arasında köprü niteliğinde bir bağlantı aracı olmuştur.

 

Mevcutta bulunan ve korunması istenen yapılarla birlikte,istenen fonksiyonları karşılayacak öneri yapılarıda bünyesinde taşıyan bu platform kentin varolan karmaşasına bir dinginlik getirmeyi amaçlamaktadır.


İstasyon Caddesi’nin yayalaştırılması; cadde, Cumhuriyet Meydanı önünden başlayarak, nehir kenarında düzenlenen yeşil dokuya eklemlenip, eski köprünün de bir peyzaj elemanı olarak kullanılmasıyla vadiyle buluşmuştur.

Bu sayede düzenlenen yeşil doku ile mevcutta atıl durumdaki bu alan, kordon boyu olarak kente kazandırılmıştır.

Böylelikle eski kent merkezi ve öneri platformla yaratılan yeni kentsel odak, kesintisiz bir yaya sirkülâsyonu ile birbirine bağlanmıştır.


Ayrıca yaya sistemi üzerinde taşıdığı sakin yeşil dokunun devamlılığını,platfomun kent merkezi boyunca uzandığı akslarda da sürdürmketedir. Bunun sonucunda kömürle içili dışlı olmuş bu kente nefes alabileceği kamusal yeşil boşluklar yaratılmıştır.


Önerilen platform tüm bu sorunlara çözüm amacı taşımaktadır. Bu nedenle yaya platfomuna yüklenen işlevleri şu şekilde özetleyebiliriz;


1.Yaya ve taşıt trafiğini kesin olarak ayırmak

2.Yaya haraketine tüm noktalardan denizi hissettirmek

3.Kent odağından tüm alt merkezlere kesintisiz ulaşmak

4.Kentin ortasında dingin ve yayaya özel mekanlar kurgulamak



5.Kent odağından tüm otoparklara, sosyal ekipmana, toplutaşım merkezine,kültürel merkeze ve ticari merkeze kesintisiz ulaşımı sağlamak.

6.Kültürel aktiviteler için kent odağında özel mekanlar kurgulamak, bunların toplu taşım ve otoparklarala direk ilişkilendirmek

7.Kent alt bölgelerini kent odağı üzerinde buluşturmak ve geçişlerini sağlamak

8.Yayalar için kent merkezinde özel mekânlar kurgulamak

9.Platform kent mobilyalarının,kent plastik objelerinin,sanat objelerinin,yürüyüş yollarının,gösteri alanlarının,su oyunlarının sergilendiği açık bir mekandır.


Korunacak Yapılar


Alanda yıkama tesislerine ait tescillenmiş 3 grup yapı vardır bu yapılar yıkılan maden tesislerin bir bölümüdür.


Tesisin ayakta kalan 3 adet kulesi yapı kalitesi diğer bölümleri bakımından en iyisidir.

Lauvar binası yıkım sırasında çok hasar görmüştür.

Silo altı yapısı ise daha az hasar görmüştür ancak içi su dolu olduğundan incelenememektedir.

Buna karşılık tesisin projeleri incelendiğinde bu yapıların yeni işlevler verilerek kullanılması olanaklı görünmektedir.


1. grup 3 adat kule

2. grup luvar binası

3. grup silo altı binası


  1. 3 ADET KULE


Önerilen projede bu kuleler seğir terası ve mini kafe olarak kullanılmıştır.

yapıya asansör ve çelik merdiven eklemek mümkün görünmektedir. Kafe ve seyir terası olarak önerilen mekânın alt kotunda küçük bir mutfak ve ofis birimi çözmek için elverişlidir.

Kuleler üst kotta bir çelik köprü ile birbirlerine bağlanarak kafe yüzeyinin artırılması amaçlanmıştır.Kafe mekânının üstüne kule formuna uygun bir örtü yapılacaktır.

 

Kuleler hernekadar amacına uygun olarak kullanıldığı dönemlerde kent silüetine katılmıyorlarsa da bugün karakteristik bir görünüm sergilemekte ve mekâna zenginlik katmaktadırlar.

Kulelere ulaşım hem zemin kotundan hem de platform kotundan sağlanabilmektedir.

 

Platform,kulelerin silüetini örtmeyecek şekilde açıktan geçmekte ve zeminde yapılacak yoğun yeşil doku ile kuleler yeşilin içinden doğan tanımlı mimari görünümlere sahip olmaktadırlar.kulelere anıtlar için özelleşmiş


aydınlatmalar uygulancaktır. Bu uygulamalar aynı zamanda önerilen performans alanınada fon oluşturmaktadır.


2. LAUVAR BİNASI

 

Bu bina mevcut yapısal durumu ile kullanılabilecek durumada değildir. Ancak dış beton duvarları uğradığı saldırıyı çok iyi yansıtmaktadır. Bu görüntü ona hem dramatik hemde karakteristik bir özellik kazandırmıştır.önerilen projede bu görüntünün mevcut düzenleme içerisinde devamlılığının sağlanamsı amaçlanmıştır.

 

Bu amaçla yapının tüm yüzeyleri sanayi temasını yansıtan çelik konstrüksiyon bir kafes ile kaplanacaktır .Bu konstrüksüyon yine içini gösteren çelik bir malzeme ile örtülecektir.

 

Binanın içi yıkılarak güçlendirme yapılacak ve içinde büyük bir galeri bulunan basit bir yapı yeniden kurgulanacaktır.Bu yapıya ek benzer bir kitle daha tasarlanmıştır.Bunun amacı yıkılan diğer yapılara atıfta bulunmaktır. Çünkü korunacak bu yapı sanayi tesisi olarak kullanıldığı dönemde yalnız değildir.Benzer önerilen kitle korunacak yapıya benzer bir kütlenin bulunduğu mevkiye yerleştirilmiştir.


3. SİLO ALTI BİNASI

 

Yerinde yapılan incelemelerde ve bu yapının mevcut projelerinin incelenmesi sonucu yapının madencilik konseptine en uygun yapı olduğu anlaşılmaktadır.

Yapı tamamen yeraltındadır.Yapının üstünde zemin kotuna kadar yaklaşık 8 metrelik bir dolgu alan bulunmaktadır.Yapıya oldukça klostrofobik bir girişten ulaşılabilmektedir.Yapının plandaki aks sistemi düzenleme yapmaya elverişlidir.Bu yapı çok işlevli bir merkez olarak düşünülmüştür.


Yapının girişinde yapılan yeni düzenleme ile maden ocağına giriş canlandırılmak istenmiş,eğimli giden bu giriş bir sokak gibi düşünülmüştür. Merdivenlerin yanına madencilik konseptine ait bir yatay asansör olan dekovil eklenmiştir.

Sokak yapının ortasındaki kule yapısına ulaştıktan sonra,burada aks değiştirerek çok işlevli merkezle sonlanır.


Kule kütlesi yapının ortasında yer alır.yapı iç içe geçmiş iki kare mekândır ve bu iki mekânın arasında kalan merdivenli dar alan aslında bir sirkülâsyon hattıdır.Sirkülâsyon hattı ile insanları platform kotundan başlayarak önce zemin kotuna,sonra da -12 kotundaki çok işlevli merkeze ulaştırır. Bu sirkülâsyon alanının ortasında kalan derin çukurda ise tesisin maketi yeralır.


 


Yapının sokak olarak kullanılan mekânlarında platform kotunun da üstüne çıkan ışık kuleleri düşünülmüştür.Bahsedilen kuleler yapıya ışık sağladıkları gibi mekâna dramatik bir görüntü de katarlar. Işık kuleleri 0.00 kotunun üstünde ise birer plastik objeye dönüşürler.


Yapının toprak dolgu olan üst kısmında yapının aks sistemine göre konik çim alanlar önerilmiş ve her aksa ışık kuleleri ile uyumlu birer ağaç yerleştirilmiştir.Peyzaj elemanı olan bu ağaçlar ile

bulundukları kotun altında kalan yapının varlığına işaret edilmektedir.


 

PEYZAJ KARARLARI

 


Yarışma alanındaki mevcut bitkiler dağınık,düzensiz ve bakımsızdır.Yıkılan yıkama tesisi yapılarının olduğu alanda bitki örtüsü yoktur.Mevcut bitkiler İstanbul yolu refujünde yoğunlaşmaktadır.

Yapılan düzenlemede önerilen platform da yaratılan boşluklarla zemine yerleştirilecek yoğun yeşil dokunun platformdan izlenmesi amaçlanmıştır. Böylece platform ile kent dokusu arasında yeşil bir ara kesit oluşturulmuştur.Platform harici alanlarda mevcut bitki olabildiğince korunmuş ilaveten leylandi,batı çınarı,kırmızı kadın tuzluğu isimli ağaç ve çalı türleri kullanılmıştır.


Silo altı yapısı üzerindeki yaklaşık 8 metrelik toprak dolgu alttaki binanın akslarını belli edecek şekilde çim örtü olarak şekillendirilmiş ve her modülün üstünde leylandi ağacı önerilmiştir.Burada silo altı yapısının plastik amaçlı kullanılmış ışık kuleleri ile birlikte bu ağaçla bir kompozisyon önerilmiştir.Bu aynı zamanda yerin altındaki yapının zeminden okunmasını ve hissedilmesini sağlayacaktır.


Platformun üzerinde ise yer örtücü bitkiler kullanılmıştır. Bunlar sıklıkla çiçek tarhları şeklinde yada yer yer çim alanlar olarak dingin,sakin bir ortam yartmak amaçlanmıştır.


Leylandi


Cupressocyparis leylandi :15 m.'ye kadar boylanabilen, 7 m.'ye kadar taç çapı yapabilen, konik yapıda, sık dokulu ağaç formlu bitkilerdir.yapraklar herdem yeşil, 4 köşeli ve koyu yeşil renktedir. Koparıldığında hoş bir koku yayar. sürgünler ince ve narindir.


Çiçekler kokulu, erkek çiçekler 3 mm. boyunda, kırmızımsı kahverengi ve terminal durumludur. Dişi çiçekler erkek çiçeklerden daha büyük, sarı renktedir.


Kozalaklar 2 cm. çapında 8 pullu ve kahverengidir. Her pulun altında 5 adet tohum bulunur. Tohum ve çelikle üretilir. Donlara dayanıklı olmakla



beraber -20 derecenin altında zarar görür. Hava kirliliği ve tuz serpintilerine karşı dayanıklıdır.

Park ve bahçe düzenlemelerinde dekoratif formu ve sınırlandırma amacıyla tercih edilir. Soliter veya gruplar halinde kullanıma uygundur.



Batı çınarı


Platanus occidentalis : 30-40 m boyunda uzun ve dolgun gövdeli, yuvarlak tepeli bir ağaçtır. Kabuk gri-beyaz renktedir, levhalar halinde kavlar dökülür. 10-20 cm genişliğindeki yaprak çoğunlukla 3 bazen 5 lopludur. Loplar derin değildir. Tabanı yüksekliğinden fazla olan bir üçgen şeklindeki bu lopların kenarları çok kaba dişli veya düzgündür. Yaprağın dip tarafı düz veya yürek biçimindedir. Alt yüzü taze iken tüylüdür. Olgun yapraklarda ise yalnız damar boyunca tüy vardır. Mürekkep meyve çoğunlıkla teker teker, ender olarak ta ikisi bir arada görülür.


Kırmızı kadın tuzluğu


Berberis thunbergii-atropurpurea : kışın yaprağını döken çalıdır. Basit dikenli ve çok dallıdır. Yaprakları ters yumurta şeklinde morumsu kırmızı renkli 1-3 cm. uzunluğundadır. İlkbaharda açan çiçeklerin dış kısımları kırmızımsı sarı renklidir. Meyvesi parlak kırmızı renklidir. Nemli ve iyi drene olan toprak isteği vardır.