Edirne Belediyesi Selimiye Camii ve Çevresi Ulusal Kentsel Tasarım Proje Yarışması
2010 | mansiyon | Edirne | Edirne Belediyesi İmar ve Şehircilik Müdürlüğü

 Selimiye Camii çevresi ve Edirne, tarih boyunca sahip oldukları politik ve kültürel nitelikler açısından hep önemli bir kent olmuştur. Gerek Selimiye Camii gerekse çevresinde açık alan birliktelikleriyle ona eklemlenerek oluşmuş diğer tarihi yapılar, bu kentte özel mekânlar yaratmışlar ve bu mekânlar günümüze kadar işlevlerini korumaları sonucu bugün bile canlı kalabilmişlerdir. Edirne bu yönden oldukça şanslı bir kent sayılabilir.

Bir ölçüde kendini koruyabilmesinde Selimiye Camii’nin oldukça önemli katkısı hissedilebilmektedir. Buna karşılık giderek artan baskı her tarihi kentimizde olduğu gibi Selimiye Camii ve çevresini de tehdit etmektedir.

Ancak diğer kentlerden daha fazla oranda kendini koruyabilmiş olması, bozulmalara müdahaleyi de bir ölçüde kolaylaştırmaktadır. Bu Edirne’nin oldukça büyük bir avantajıdır. Özellikle çevredeki mevcut yapıların fazla katlı olmaması, çözümlere büyük katkı sağlayacaktır.

Kent bütününde incelendiğinde tarihi kent merkezi, özellikle koruma planı sınırlarında kalan alanların üç bölümden oluştuğu gözlemlenmiştir. Bu üç alan ve alanlara ait önemli yapılar ve bu yapıların oluşturduğu mekânları D 100 karayolu ve Mimar Sinan Caddesi birbirinden ayırmaktadır. Bu mekânlar;

1.Selimiye Camii yakın çevresi

Selimiye Camii, cami önündeki yeşil alan, cami önündeki arasta, cami yanındaki Hıdır Ağa Camii ve park, arkadaki Taş Odalar, Saray Hamamı, Mezar Taşları Sergi Alanı ve Atik Ali Paşa Camii, Edirne Müzesi, Selimiye avlusundaki İslam Eserleri Müzesi ile Vakıf Müzesi, Edirne Valiliği Müzesi, Edirne Belediyesi.

2.Saraçlar Caddesi ile Eski Cami Arasındaki Ticaret Merkezi

Eski Cami, Bedesten, Kervansaray Oteli (Rüstem Paşa Kervansarayı), Ali Paşa Çarşısı, Saraçlar Caddesi.

3. Üç Şerefeli Camii ve Çevresi

Üç Şerefeli Cami, Harbiye Kışlası, Sokullu Hamamı, Saatli Medrese, Makedonya Kulesi ve geri planda Hükümet Konağı.

Bu üç bölge kendi içinde alt bölge ve mekânlar oluşturmaktadır. Mekânlarda tarihi siluetler ile günümüz yapılaşması iç içe bulunmaktadır.

Tanımlanan mekânlar incelendiğinde üç ana davranıştan söz edilebilir.

Tarihi anıtsal yapıların günümüzde yoğun olarak kullanılması sonucu çok fazla fiziki müdahale yapılmıştır. Tarihi anıtsal yapıların yakın çevresindeki yeni yapılar tarihi perspektiflerle uyuşmamaktadır. Bu mekânlarda çok fazla malzeme ve detay çeşitliliği vardır. Havuzlar,kaplamalar, yeşil alanlar, kent mobilyaları gibi elemanlar çok fazla çeşitlilik sunmakta bu da uyumsuz birliktelikler oluşturmaktadır. Aynı zamanda tüm bu detaylardaki çeşitlilik bakımı zorlamakta, devamında da bakımsız görüntüler oluşturmaktadır. Böylelikle ortaya çıkan görsel kargaşa tarihi siluetleri olumsuz etkilemekte ve onları geri plana atmaktadır.

 

Bahsedilen mekânların birbirleri ile olan ilişkisi trafik yolları ile kesilmektedir. Oysa saraçlar yaya bölgesi ile Selimiye Camii arası yürüme mesafesindedir.

 

Saptamalar sonucu üst ölçekte üç alanın “bütünleşme” alt ölçekte ise “sadeleştirme” kavramını ön plana çıkarmaktadır. Özellikle tarihi kent merkezlerinin trafik, karmaşa, görsel kirlilik gibi olumsuz etkilerden arındırılması gerekmektedir.

Tasarım üst ölçekte yukarıda tarif edilen üç bölgenin kesintisiz bütünleştirilmesini önerirken, alt ölçekte ise “arındırma” kavramı üzerinde durmaktadır.


 

Tasarım Alanı

 

İdari, ticari, kültürel ve tarihi nitelikleri bünyelerinde barındıran üç bölge tasarım alanımızı oluşturmaktadır. Selimiye Camii’nin üzerinde bulunduğu yükselti ve eğimin sağladığı avantaj ile kentin diğer pek çok noktasından Selimiye Camii ile görsel ilişki kurulabilmektedir. Böylelikle Selimiye Camii’nin bulunduğu alan dışında hemen hemen hiç yükseltiye sahip olmayan tasarım alanı, bize görsel bir yönelim odağı sunmaktadır.

Fiziki bozulmaların söz konusu olduğu alanda, tarihi dokuya zarar vererek ona eklemlenmiş kütleler bulunmaktadır. Kentin tarihi dokusuna sonradan yapılan bu müdahaleler tüm siluetleri olumsuz etkilemektedir. Diğer yandan; tarihi kütlelere yapılan yanlış müdahalelerin varlığını tespit ederken, kimlik sorunu yaşayan cephelerin meydana geldiğini gözlemlemekteyiz. Bunun yanı sıra noktasal müdahalelerle uygulanmış peyzaj alanları parçacı bir görünüm yaratmaktadır. Bu alanlar kendi içlerinde anlamlı iken, bir bütün olarak düşünüldüğünde birbiriyle ilişki kuramayan, tanımsız kentsel alanlar oluşturmaktadır.


 

Ulaşım Kararları

 

Günümüz kent merkezleri süratle taşıtlardan arındırılmaktadır. Kendi içinde zaman zaman yayalaşan zaman zaman da taşıt trafiği açısından farklılaşıp özelleşen bölümlerden oluşan bir dolaşım ringi oluşturmak, tasarımın ana ve temel kararlarından biri olmuştur. Kimi zaman turizm dokusunun kimi zaman ticari dokunun başlangıç kabul edildiği ve birer kentsel otoparkın başlangıç noktasını oluşturduğu bu ring, kent içindeki yaya hareketinin kesintisiz şekilde sürmesini sağlamaktadır.

Mevcut taşıt aksları tasarım alanında yoğun bir taşıt sirkülâsyonuna sebep olmaktadır. Bu nedenle tasarım aşamasında, taşıt akslarından biri olan Mimar Sinan Caddesi’ nin, tasarım alanı sınırı boyunca yaya aksına dönüştürülerek taşıt trafiğine kapatılması düşünülmüştür. Böylece Selimiye Camii’ nin bulunduğu tarihi parsel ile ticaret alanlarının çoğunlukta olduğu bölge, güçlü ve tanımlı bir yaya aksı ile birbirine eklemlenmiş olacaktır.

Yukarıda bahsedilen üç ana bölgeyi fiziki olarak birbirinden ayıran D100 Karayolu önemli bir sorundur. Bu hali ile bölgelerin bütünleşmesini engellemektedir. Yolun alta alınması ise mevcut tarihi mekânlara alternatif alanlar yaratacaktır. Oysa kentin mevcut ve kullanılan mekânlarına alternatif yeni mekânlar yaratmaktan öte var olan mekânların hak ettiği değerlere kavuşturulması kanımızca daha önemlidir. Bu nedenle yolun -2.50 kotuna indirilmesi ve bu yol üzerinde toplu taşım duraklarının oluşturulması, hem yolun olumsuz trafik karmaşasını gizleyecek hem de üç alanın tam odağından yaya hareketinin başlamasını sağlayacaktır. Yolun alt kota alınması görsel olarak taşıtların kent siluetine olan olumsuz etkisini de ortadan kaldırmıştır.

Buna karşılık yolun üzerinden atlayan köprüler hem üç alanın yaya olarak kesintisiz bütünleşmesini sağlamış hem de bu köprüler kentin tarihi siluetinin izlenildiği seyir teraslarına dönüşmüştür.

Yayalaştırılacak ve birbirine köprülerle güçlü bir şekilde bağlanacak bu alanlara üç adet taşıt otoparkı destek olmaktadır.

Birinci otopark Kervansaray Otelinin arkasında bugün de açık otopark olarak kullanılan alandır. Burada yapılan yeni ada önerileri ile yeraltında yaklaşık 1500 araçlık bir otopark alanı yaratılabilmektedir. Bu otopark ticaret bölgesinin taşıt trafiği yükünü kaldırabilir.

İkinci otopark bölgesi Selimiye Camii arkasındaki ve bugünde otopark olarak kullanılan ve enformasyon merkezi olarak önerilen alandaki otoparklardır. Bu otoparklar ise Selimiye Camii ziyaretleri ve bölge için kullanılabilir.

Üçüncü otopark alanı ise yeni önerilen belediye ek binası yanındaki otoparktır. Otoparklar, yayalaştırılacak üç alana dengeli bir şekilde yerleştirilmişlerdir.


 

Tasarım Kararları

 

Tasarım başlangıç evresinde kent merkezinin anlamlı kılınması için “yalınlık” ve “dinginlik” temaları üzerinde durulmuştur. Bulunduğu bağlam nedeniyle birçok niteliği üzerinde taşıyan bu alana, aşırı ve yoğun müdahalelerin zarar verebileceği düşünülmüştür. Bu nedenle bütün müdahaleler bu iki kavram çerçevesinde geliştirilmiştir. Ayrıca bir diğer tasarım kararımız da mevcut olana alternatif üretmek yerine, var olana olabildiğince kimlik kazandırmaktır. Mevcut olanın iyileştirilmesi, fazlalıklarından “arındırılması”, kentin yıllardır deneyimleşerek oluşmuş yaşantısına daha saygılı bir müdahale olacaktır.

Alan içerisindeki değişik bölgelerdeki farklılaşan mekânlar ve sosyal davranış şekilleri, tasarım kurgusunu oluşmasında etkili olmuştur. Tasarım alanı, kendi bünyelerinde sahip oldukları fonksiyonel ve mekânsal kurgular bağlamında üç ayrı alan olarak düşünülmüştür. Bu alanlar yaya akslarıyla birbirine bağlanırken, tasarım algısını güçlendirecek elemanlarla desteklenmiştirler. Yalın yeşil doku ve kılcal yaya bantları bu elamanlara örnektir. Önerilen yalın yeşil doku ile amaçlanan,kent içinde tarihi dokunun fon oluşturduğu, sade ve net bir mekânsal boşluk yaratmaktır. Kent merkezinde oluşturulacak yaya aksı ile de sosyal ve fonksiyonel ilişkilerin en üst düzeyde tutulması hedeflenmiştir. Böylece ticari ve tarihi özellik taşıyan iki alan da sistemin tamamlayıcısı olma niteliği kazanmıştır. Bu iki düzenleme kararıyla kent merkezinde mevcut olan, ancak yaşanılırlığını yitirmiş meydan ve sokaklar, kendi işlevlerini yeniden kazanma şansı elde etmektedirler. Böylelikle karmaşadan ve fazla elemanlardan arınmış, dingin bir kent merkezi yaratılırken aynı zamanda kent merkezinin gece gündüz yaşanılabilirliği artırılmıştır. Sosyal kimliğin oluşmasında da etkili bir adım atılmıştır.

Ticari alan içerisinde bulunan ve sadece kentsel gereksinimleri karşılaması için bilinçsiz bir şekilde kurgulanmış adalara, düzeltme önerileri sunulmuştur. Ada revizyonlarında mevcut kütleler mimari anlamlar taşıyacak şekilde dönüştürülürken, imar planına tek elden üretilen ticaret, otopark ve ofis birimlerinin önerisi söz konusudur. İmar planındaki bu revizyon sokak siluetlerinin daha “tanımlı” olmasını sağlarken, tarihi dokuyla birlikte görsel anlamda “yalın” perspektifler sunmaktadır.

Bilinçsiz kent yaşantısının süregelmesinden doğan ve tarihi dokunun oluşturduğu fonun bozulmasına neden olan cepheler içinde iyileştirme önerileri bulunmaktadır. Bunlardan biri tarihi doku içinde ona sonradan eklemlenmiş kütleler ve tarihi yapılara yine sonradan yüklenmiş işlevlerin sonucunda önerilen cephelerdir. Bir diğer cephe ise, ticari dokunun içerisinde bulunan ve ada revizyonlarındaki yapılar için önerilen cephelerdir. İyileştirme, mevcut olanın görsel ve fonksiyonel olarak daha pozitif şekilde kullanılabilmesi amacı taşır. Bu kurgu, ticari alan içerisinde önerilen otopark, ticaret ve ofis kütlerinin cepheleriyle, mevcut yapılarının cephelerinin birlikte düşünülmesi fikrine dayanmaktadır. Böylece bir “bütünlük” oluşturulması ve görsel olarak vurgunun “sürekliliğinin” sağlanması amaçlanmıştır.

Selimiye Camii ve çevresi için düşünülen planlamanın etaplar boyunca bir gelişim içinde olması düşünülmüştür. Bu düşünce, gelişimin sürekli ve kontrollü olmasını hedeflerken bunun yanı sıra, bize zamanla ölçeğini değiştirmek zorunda olan bir süreç kurgusu da sunmaktadır. Bu haliyle planlama sadece günümüz Selimiye Camii ve çevresi için bir çözümler tasarımı olmaktan çıkıp, gelecek yıllar süresince öngörülmüş kurguların da mevcut olduğu bir iyileştirme ve planlama hareketi olacaktır.


 

Önerilen Yapılar

 

Belediye ek binası; mevcut belediye binası, başkanlık birimleri için ayrılırken, yine belediyeye ait ofis yapıları için ek bir kütle önerilmiştir. Önerilen yapının çevre yapılarla ölçek olarak uyumlu olması, tarihi bir mekânda çok fazla ön plana çıkmaması amaçlanmıştır. Diğer yandan günümüz çağdaş mimari tavrı sergilemesi düşünülmüştür. Bu nedenle taklit öğelerini içermemektedir.


Enformasyon binası; Yaya aksına dönüştürülen Mimar Sinan Caddesi üzerinde, tarihi dokuyu ziyaret için gelecek kişileri bilgilendirmek amacıyla onları karşılayacak bir yapı önerilmiştir. Tarihi alan içinde yapılacak bir gezi için başlangıç noktası olacak bu kütle, tüm kültürel ve sosyal gereksinimleri karşılamaktadır. Aynı zamanda bulunduğu konumun sağladığı avantajla da Selimiye Camisini görsel anlamda deneyimlime fırsatı da sunmaktadır. Bu alan Selimiye camisinin önden bir bütün olarak görüldüğü tek alandır.